ARYA' DAN HABERLER - Aralık 2003
 
Yunan Adaları Turumuz / 09 - 16 Kasım 2004

20. yıl kutlamalarımız çerçevesinde düşündüğümüz etkinlikler kapsamında ilk turumuzu Yunan Adalarına gerçekleştirdik. ARYA çalışanlarından Tulay Akbas - Burcu Talay - Kezban Duman - Remzi Yorulmaz ve Kadriye Yorulmaz'ın çıktığı tura son gününde de Murat Arslan ile Iskender Akbas katıldılar. Kaptanımız Mehmet Demirel, ahçımız Kazım Kırbıyık, gemicimiz de Mustafa Topsakal'dı. Burcu geziyi bizim için anlattı:

Grubumuz

Simi



Yazın başından beri konuşuluyordu. "Yunan Adalarına bir de biz gidelim" diye…

Yazın hepimiz çok yoğun çalıştığımız için kışın tekne tatili açıkçası pek hayallerimizi süslemiyordu. Sezon sonu gelip çatınca ve yorgunluğumuz ağır basınca, yavaş yavaş pasaportlarımızı, vizelerimizi ve evraklarımızı hazır ettik.



9 Kasım Pazar günü sabah erkenden yola çıktık. İlk durağımız Kos'tu. Kos'a vardığımızda buranın daha sonraki üç gün boyunca da "durağımız" olacağını tahmin edemedik. Fırtına nedeniyle üç günü burada geçirmek zorunda kaldık. Kos, her zaman karşımızda duran, akşamları ışıkları gözüken, hızlı feribotla 20 dakikada varılabilecek "elimizin altında" bir ada olmuştur Bodrum'da yaşayanlar için. Ama bir çoğumuz bir fırsat yaratıp o güne kadar gidememiştik. Burada çok iyi vakit geçirdik.

Güvertede 'Okey' oynuyoruz....
Teknede akşam yemeği

Hava şartlarından dolayı Nisiros ve Tilos'ta konaklayamadık ama dördüncü günün sabahı sütliman bir denizde 8 saatlik bir yolculuk sonrası Rodos'a vardık. Önce, yolumuz çok uzun diye biraz moralimiz bozuldu. Okey partileri, yemekler, tatlılar, kahveler, çaylar derken, zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. ıki günümüz de burada geçti. Burada da Kos'ta olduğu gibi araç kiraladık. Köşe bucak dolaştık.

Son hedefimiz olan Simi'ye gideceğimiz gün sanki yazdan kalma bir gündü. Mehmet Kaptan bizi limana girmeden önce harika bir koya götürdü. Hepimiz denize girdik. Üzerine kurufasulye - pilav, üzerine öğlen uykusu! Simi'ye vardığımızda hava kararmak üzereydi.
Simi, kartpostal gibi bir yer. Birçok fotoğraf çektik ama hiçbiri gözümüzle gördüklerimizi anlatamadı. Küçücük bir ada olduğu için birçok kişi tanıdık. Dostlar edindik. Hatta düğüne bile gittik. 16 Kasım Pazar günü dönüşe geçtiğimizde artık anlatacak çok şey vardı. Denize girdik, balık tuttuk…




Her mavi yolculukta olduğu gibi nefis yemekler yedik, her mavi yolculuk sonrasında olduğu gibi bir sonraki güzergah hakkında planlar yaptık. Kışın tekne turu mu olur diye boşuna kararsız kalmışız. Belki de bu adaları, yaz mevsiminde yüzlerce turist ve yakıcı güneş varken gezmek yerine, kendi kendine kalmış haliyle görmüş olmak çok daha güzeldi. Nostalgia'ya, Kaptanımıza, Mustafa'ya, Kazım'a ve bizi zorla bu tura çıkmaya ikna eden sevgili "büyüklerimize" teşekkür ederiz.


 

© 2004, arya yachting & tours, webmaster@aryatours.de
Son güncelleme tarihi: 06 Aralık 2004 / arya.ask