| Yunan Adaları Turumuz / 09 - 16 Kasım
2004 |
20. yıl kutlamalarımız çerçevesinde düşündüğümüz etkinlikler kapsamında
ilk turumuzu Yunan Adalarına gerçekleştirdik. ARYA çalışanlarından
Tulay Akbas - Burcu Talay - Kezban Duman - Remzi Yorulmaz ve Kadriye
Yorulmaz'ın çıktığı tura son gününde de Murat Arslan ile Iskender
Akbas katıldılar. Kaptanımız Mehmet Demirel, ahçımız Kazım Kırbıyık,
gemicimiz de Mustafa Topsakal'dı. Burcu geziyi bizim için anlattı: |
|
 |
Yazın başından beri konuşuluyordu. "Yunan Adalarına bir de biz gidelim"
diye…
Yazın hepimiz çok yoğun çalıştığımız için kışın tekne tatili açıkçası
pek hayallerimizi süslemiyordu. Sezon sonu gelip çatınca ve yorgunluğumuz
ağır basınca, yavaş yavaş pasaportlarımızı, vizelerimizi ve evraklarımızı
hazır ettik. |
9 Kasım Pazar günü sabah erkenden yola çıktık. İlk durağımız Kos'tu.
Kos'a vardığımızda buranın daha sonraki üç gün boyunca da "durağımız"
olacağını tahmin edemedik. Fırtına nedeniyle üç günü burada geçirmek
zorunda kaldık. Kos, her zaman karşımızda duran, akşamları ışıkları
gözüken, hızlı feribotla 20 dakikada varılabilecek "elimizin altında"
bir ada olmuştur Bodrum'da yaşayanlar için. Ama bir çoğumuz bir fırsat
yaratıp o güne kadar gidememiştik. Burada çok iyi vakit geçirdik. |
 |
 |
Hava şartlarından dolayı Nisiros ve Tilos'ta konaklayamadık ama dördüncü
günün sabahı sütliman bir denizde 8 saatlik bir yolculuk sonrası Rodos'a
vardık. Önce, yolumuz çok uzun diye biraz moralimiz bozuldu. Okey
partileri, yemekler, tatlılar, kahveler, çaylar derken, zamanın nasıl
geçtiğini anlayamadık. ıki günümüz de burada geçti. Burada da Kos'ta
olduğu gibi araç kiraladık. Köşe bucak dolaştık. |
Son hedefimiz olan Simi'ye gideceğimiz gün sanki yazdan kalma bir
gündü. Mehmet Kaptan bizi limana girmeden önce harika bir koya götürdü.
Hepimiz denize girdik. Üzerine kurufasulye - pilav, üzerine öğlen
uykusu! Simi'ye vardığımızda hava kararmak üzereydi.
Simi, kartpostal gibi bir yer. Birçok fotoğraf çektik ama hiçbiri
gözümüzle gördüklerimizi anlatamadı. Küçücük bir ada olduğu için birçok
kişi tanıdık. Dostlar edindik. Hatta düğüne bile gittik. 16 Kasım
Pazar günü dönüşe geçtiğimizde artık anlatacak çok şey vardı. Denize
girdik, balık tuttuk
|

|
Her mavi yolculukta olduğu gibi nefis yemekler yedik, her mavi yolculuk
sonrasında olduğu gibi bir sonraki güzergah hakkında planlar yaptık. Kışın
tekne turu mu olur diye boşuna kararsız kalmışız. Belki de bu adaları, yaz
mevsiminde yüzlerce turist ve yakıcı güneş varken gezmek yerine, kendi kendine
kalmış haliyle görmüş olmak çok daha güzeldi. Nostalgia'ya, Kaptanımıza,
Mustafa'ya, Kazım'a ve bizi zorla bu tura çıkmaya ikna eden sevgili "büyüklerimize"
teşekkür ederiz.
|